إعدادات العرض
Ey Hakîm! Gerçekten şu mal göz alıcı ve tatlıdır
Ey Hakîm! Gerçekten şu mal göz alıcı ve tatlıdır
Hakîm b. Hizâm -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den (mal) istedim, verdi. Bir daha istedim, yine verdi. Tekrar istedim, tekrar verdi. Sonra şöyle buyurdu: «Ey Hakîm! Gerçekten şu mal göz alıcı ve tatlıdır. Kim onu hırs göstermeksizin/gözü tok olarak alırsa, o malda kendisine bereket verilir. Kim de ona göz dikerek hırs ile alırsa, o malın bereketi olmaz. Böylesi kişi, yiyip yiyip de bir türlü doymayan obur gibidir. Üstteki (veren) el, alttaki (alan) elden daha hayırlıdır.» Hakîm diyor ki, bunun üzerine ben: Ey Allah’ın Rasûlü! Seni hak din ile gönderen Allah’a yemin ederim ki, ölene dek senden başka kimseden bir şey kabul etmeyeceğim, dedim. Gün geldi, Ebû Bekir -radıyallahu anh- Hakîm’i kendisine ganimet malından hisse vermek için çağırırdı da Hakîm, onu almaktan uzak dururdu. Daha sonra Ömer, kendisine bir şeyler vermek için davet etti. Hakîm yine kabul etmedi. Bunun üzerine Ömer: Ey Müslümanlar! Sizi Hakîm’e şahit tutuyorum. Ben kendisine şu ganimetten Allah’ın ona ayırdığı hissesini veriyorum, fakat o almak istemiyor, dedi. Netice itibariyle Hakîm Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in vefatından sonra, ölünceye kadar kimseden bir şey kabul etmedi.
الترجمة
العربية বাংলা Bosanski English Español فارسی Français Indonesia Русский Tagalog اردو 中文 हिन्दी Tiếng Việt සිංහල ئۇيغۇرچە Hausa Kurdî தமிழ் Magyar ქართული Kiswahili Română অসমীয়া ไทย Português मराठी دری አማርኛ ភាសាខ្មែរ ગુજરાતી Nederlands Македонски ਪੰਜਾਬੀ മലയാളം ಕನ್ನಡ తెలుగుالشرح
Hakîm b. Hizâm -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den dünya mallarından istedi ve Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona verdi. Sonra tekrar istedi ve Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- tekrar ona verdi. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu: Ey Hakîm! Bu mal arzu edilen ve istenen bir şeydir. Kime bu mal başkasından istemeden gelir ve o malı açgözlülük ve ısrarcılık olmadan alırsa, malı alan kimseye bereketli kılınır. Ama kim o malı açgözlülük ve tamahkârlıkla alırsa, o kimseye bereketli kılınmaz. Yemek yiyen ama asla doymayan gibi olur. Allah katında veren el, dilencilik yaparak alan elden daha hayırlıdır. Hakîm şöyle demiştir: Ben de dedim ki: Ey Allah'ın Rasûlü! Seni hakikatle gönderen Allah'a yemin ederim ki, bu dünyadan ayrılıncaya kadar senden sonra kimsenin malını eksiltmeyeceğim, hiç kimseden bir şey istemeyeceğim. Rasûlullah'ın halifesi Ebû Bekir -radıyallahu anh- mal vermek için Hakîm'i huzuruna davet etti. Fakat Hakîm ondan hiçbir şey kabul etmedi. Sonra Müminlerin emiri Ömer -radıyallahu anh- kendisine mal vermek için davet etti; fakat Hakîm onu da kabul etmedi. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: Ey Müslümanlar! Ona Allah'ın kendisine ayırdığı hakkı, Müslümanların savaşsız ve cihatsız olarak kâfirlerden elde ettiği savaş ganimetlerinden sunuyorum, fakat o bunu almayı kabul etmiyor. Hakîm, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sonra, vefat edene kadar kimsenin malını eksiltmedi.فوائد الحديث
Meşru yollarla para kazanmak ve biriktirmek bu dünyada züht ile çelişmez; çünkü züht, nefsin cömertliği ve kalbin mala bağımlı olmamasıdır.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in cömertliğinin ve yoksulluktan asla korkmayan biri gibi vermesinin büyük bir açıklaması yapılmıştır.
Yardım teklif ederken din kardeşlerine nasihat etmek ve onlara fayda sağlamak için gayretli olmak gerekir. Çünkü nefis, nazik sözlerden faydalanmaya hazırdır.
İnsanlardan yardım istemekten kaçınmak ve özellikle ihtiyaç olmadığı durumlarda yardım istemekten uzak durmak gerekir.
Dilenerek bir şey isteyen kişi ısrarla istemeye devam ederse, onu geri çevirmek, hayal kırıklığına uğratmak, uyarmak ve iffetli olmasını, birinden dilenerek bir şey alma hırsından vazgeçmesini emretmekte bir sakınca yoktur.
Yönetici kendisine vermedikçe ve ganimetler dağıtılmadan önce kimse devlet hazinesinden bir şey almaya hak kazanmaz.
Gerektiğinde ihtiyaca binaen dilenerek istemek caizdir.
İbn Hacer şöyle demiştir: İşte bu noktada yönetici, isteyen kimsenin ihtiyacını giderdikten sonra ona istemenin sakıncasını açıklamalıdır. Böylece nasihati doğru etkiyi yaratır, aksi takdirde devlet hazinesinden isteyen kimse bunun ihtiyacını gidermesine engel olan sebep olduğunu düşünebilir.
Hakîm -radıyallahu anh-'ın fazileti, Allah Teâlâ ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile yaptığı ahde olan bağlılığı.
İshak b. Râhûye şöyle demiştir: Hakîm -radıyallahu anh- vefat ettiğinde ve Kureyş'in en zengin adamlarından biriydi.
التصنيفات
Dünya Sevgisinin Ayıplanması