إعدادات العرض
Her kim bizim kıldığımız gibi namaz kılar, kıblemize yönelir ve kestiklerimizden yerse işte o kimse Allah'ın ve Rasûlü'nün ahit ve emanına (güvencesine) sahip bir Müslümandır. Sakın (Allahın verdiği güvenceyi bozarak) ahit ve emanı hususunda Allah'a hıyanet etmeyin
Her kim bizim kıldığımız gibi namaz kılar, kıblemize yönelir ve kestiklerimizden yerse işte o kimse Allah'ın ve Rasûlü'nün ahit ve emanına (güvencesine) sahip bir Müslümandır. Sakın (Allahın verdiği güvenceyi bozarak) ahit ve emanı hususunda Allah'a hıyanet etmeyin
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim bizim kıldığımız gibi namaz kılar, kıblemize yönelir ve kestiklerimizden yerse işte o kimse Allah'ın ve Rasûlü'nün ahit ve emanına (güvencesine) sahip bir Müslümandır. Sakın (Allahın verdiği güvenceyi bozarak) ahit ve emanı hususunda Allah'a hıyanet etmeyin.»
الترجمة
العربية Português دری Македонски Magyar Tiếng Việt ქართული বাংলা Kurdî ไทย অসমীয়া Indonesia Nederlands ਪੰਜਾਬੀ Kiswahili Hausa ភាសាខ្មែរ English ગુજરાતી Tagalog Русский मराठी മലയാളം ಕನ್ನಡ Српски සිංහලالشرح
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- : Kim dinin şiarlarını yerine getirirse, bizim gibi namaz kılarsa, kıblemiz olan Kâbe'ye yönelirse ve helal olan kesilmiş etlerimizi yerse o kimse Allah'ın ve Rasûlünün güvencesinde ve Rasûlullah'ın sözü ile güvende olan bir Müslüman olduğunu haber vermiştir. Öyleyse Allah'ın emanetini ve ahdini bozmayın.فوائد الحديث
İbn Receb şöyle demiştir: Bu hadis, kanın sadece kelime-i şehadet getirmekle korunmadığını, hakları yerine getirilinceye kadar bunun geçerli olduğunu ve bu hakların en önemlisinin namaz olduğunu göstermektedir. Bu nedenle namaz özellikle zikredilmiştir ve başka bir hadiste zekât namaza eklenmiştir.
İnsanların işleri; iç inançlarına göre değil, dış görünüşlerine göre değerlendirilir. Dinî bir şiarları dışarıdan sergileyen kişi, aksini göstermedikçe nispet edildiği topluluğun hükümlerine tabidir.
İbn Receb şöyle demiştir: Kıbleye yönelmenin zikredilmesi, Müslümanların Peygamberlerine vahyedilen kitaplarında emredilen namazı, yani Kâbe'ye doğru namazı kılmanın gerekli olduğuna işaret eder. Aksi takdirde, Yahudiler gibi Kudüs'ün feshedilmesinden sonra Kudüs'e veya Hristiyanlar gibi Doğu'ya doğru namaz kılan kimse, Allah'ın birliğine şahitlik etse bile Müslüman değildir.
Bu, namazda kıbleye yönelmenin önemine dair bir kanıttır; zira kendisi namazın kıbleye yönelmesinin dışında temizlik ve benzeri başka şartlardan bahsetmemiştir.
İbn Receb şöyle demiştir: Onun Müslümanların kestiği eti yemekten bahsetmesi, İslam'ın tüm açık kanunlarına uymanın gerekli olduğunu gösterir. Bunların en büyüklerinden biri de Müslümanların kestiği eti yemek ve onların kesim şekline katılmaktır. Bunu yapmayı reddeden kimse Müslüman değildir.
