إعدادات العرض
Hiç kimse, bir başkasını ne fasıklıkla itham etsin, ne de kâfirlikle itham etsin! Yoksa, eğer o kişi böyle değilse, bu sözü kendisine geri döner
Hiç kimse, bir başkasını ne fasıklıkla itham etsin, ne de kâfirlikle itham etsin! Yoksa, eğer o kişi böyle değilse, bu sözü kendisine geri döner
Ebû Zer -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle dediğini işitmiştir: «Hiç kimse, bir başkasını ne fasıklıkla itham etsin, ne de kâfirlikle itham etsin! Yoksa, eğer o kişi böyle değilse, bu sözü kendisine geri döner.»
الترجمة
العربية বাংলা Bosanski English Español فارسی Indonesia Русский Tagalog اردو 中文 हिन्दी Hausa Kurdî Português සිංහල Nederlands Tiếng Việt অসমীয়া ગુજરાતી Kiswahili پښتو മലയാളം नेपाली Magyar ქართული తెలుగు Македонски Svenska Moore Română Українська ไทย मराठी ਪੰਜਾਬੀ دری አማርኛ Wolof ភាសាខ្មែរ ಕನ್ನಡ Српски Malagasy Kinyarwanda Shqip தமிழ் မြန်မာ Oromooالشرح
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir başkasına ''Sen bir fasıksın'' veya ''Sen bir kâfirsin'' diyen kimseyi uyarmıştır. Eğer o kimse söylediği gibi değilse, kendisi bu sıfata layık olur ve sözü kendisine döner. Fakat eğer söylediği gibi ise, söylediği sözün doğru olması sebebiyle kendisine hiçbir şey dönmez.فوائد الحديث
Şeriata bağlı bir gerekçe olmaksızın, insanları kâfirlik veya fasıklıkla itham etmek yasaklanmıştır.
İnsanlar hakkında hüküm verirken kesin olarak emin olmak gerekli/vaciptir.
İbn Dakîkul'îd -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu, bir Müslümana haksız yere kâfir diyen kimse hakkında çok büyük bir tehdittir. Bu, son derece tehlikeli bir durumdur.
İbn Hacer el-Askalânî -rahimehullah- şöyle demiştir: Ancak bununla kişinin ne fasık ne de kâfir olmaması, ‘Sen fasıksın’ dediği durumda günahkâr olmayacağını gerektirmez. Bilakis bu durumda tafsilat vardır: Eğer onun maksadı nasihat etmek veya başkasını onun hâlini açıklayarak uyarmak ise caiz olur. Yok eğer amacı onu ayıplamak, bu şekilde meşhur etmek ve sırf ona eziyet etmek ise caiz olmaz. Çünkü kişi, onu örtmek, öğretmek ve güzel bir üslupla öğüt vermekle emrolunmuştur. Dolayısıyla nezaketle yapması mümkün olduğu şeyi, kaba ve sert davranarak yapması caiz değildir. Çünkü bu, pek çok insanın tabiatında olduğu gibi, onun bu eylemde ısrar etmesine ve devam etmesine sebep olabilir. Özellikle de emreden kişi, makam bakımından emredilenden daha aşağı durumda ise.
